Muratla Anılarımız
Senin de gözünden kaçmamış Murat Bey kardeş. Murat, tam hoca efendinin yarasına basmıştı. Çünkü çok doğru bir konuya değinmişti, Bakkal, kasap, market, nalbur, top tancılar ve perakendecilerin aşağı yukarı hepsi hacı lakabını ala bilmek için adeta yarış edercesine ve hazırlıksız bir şekilde, bir an önce hacı olayım, hacı lakabını alayım diye hacca gitmişler.
Hacci Allah'ın rızası için değil de para rızası için
gittikleri yaptıkları tica retten belli oluyordu. Bunlardan herkes gibi elbet
de hoca efendide rahatsızdı. -Yeri gelmişken Murat Bey kardeş, sana şehirde
olan gerçek bir hadiseyi anlatayım da bu kıssadan bir hisse çıkaralım. Şehirde
Kur'an Kursu Yardımlaşma Derneği yatılı kız ve erkek yur du bina inşaatı
yapabilmek için senelerdir arsa sıkıntısı çekiyordu. Şehrin hemen çıkışında
Sancak köyü vardır. Bu köyden Hacı Yusuf adında bir köylünün haberi olur,
durumdan. Hemen dernek başka nı Sayın Nazmi Beyi bulur. Çok havalı bir bozkurt çakmak taşırdı yanında
-Yani Hocam her halde Hacı Yusuf Bey bir yer bağışlaya caktır. -Tabii ki. Hacı Yusuf Bey dernek başkanına, bu kadar za mandır yerin bulunmamasının kendisini çok rahatsız ettiğini, bu yüzden şehrin hemen çıkışında, yol üzerindeki iki bin metrekare arsasını bağışlayacağını söyler. Dernek başkanı çok duygulanır ve teşekkür eder. Bunu yönetim kurulu ile görüşeceğini ve yeri görüp karar vereceklerini Hacı Yusuf'a söyler.
-Demek Hocam, hayırsever insanlar olmasa hayır ku rumları nasıl hizmet edebilir ki? -Neyse, dernek yöneticileri arsaya bakarlar ve gerçekten çok güzel bir yer olduğunu görürler. Sakin, geniş ve görünür yerdir. Hemen Hacı Yusuf Beye derler ki 'yarın şehire gel'. Noter huzurun da orayı bize bağışladığına dair anlaşma yapalım. Hacı Husuf'un gözleri dolar ve başlar ağlamaya. Ben hayır işi için neler düşünüyo rum ama sizin benim hakkımdaki düşüncelerinize bir anlam vere miyorum diyerek hemen notere gitmeyi önerir.
Yorumlar
Yorum Gönder