Kayıtlar

index

 harika sayfalar http://maps.google.gr/url?sa=t&url=https://www.acilsitekur.com http://www.google.sk/url?sa=t&url=https://www.acilsitekur.com http://www.google.sk/url?q=https://www.acilsitekur.com https://www.google.sk/url?sa=t&url=https://www.acilsitekur.com https://maps.google.cl/url?sa=t&url=https://www.acilsitekur.com http://maps.google.cl/url?sa=t&url=https://www.acilsitekur.com https://www.google.ie/url?sa=t&url=https://www.acilsitekur.com/ http://www.google.ie/url?sa=t&url=https://www.acilsitekur.com https://www.google.ie/url?sa=t&url=https://www.acilsitekur.com http://www.google.ie/url?q=https://www.acilsitekur.com http://www.google.rs/url?sa=t&url=https://www.acilsitekur.com https://www.google.rs/url?sa=t&url=https://www.acilsitekur.com http://cse.google.rs/url?q=https://www.acilsitekur.com ------------0----------------------------------- http://maps.google.gr/url?sa=t&url=https://www.saatseti.com http://www.google.sk/url?sa=t...

Aldığımız Hediyeler

Resim
Daha da olmadı başlarına patates dilimleri sarıyorlar. Çaresizlik içinde en sonunda hastalığın ne olduğunu bi lemeden ölüp gidenler gene var. Dillerde bilinen aynı cümleler; ece li geldi çattı ve öldü!.. Yapacak bir şey yok!.. Diyerek kadere boyun egiliyor. Yaşam ise, geride sağ kalanlarla aynen devam ediyor. Murat ve Şeref, köyde canı yananlara sıkça rastladıkları için, bu gibi dertlere daima şahitlik edenlerdendiler. -Şeref doğru söylüyor Hamit kardeş. Şimdi bile, Allah bilir niceleri mezara canlı canlı, diri diri gömülüp mezarda can çe kişerek orada öldüler.  Neymiş efendim; "Sabah öldü, hemen öğlen namazından sonra toprağa teslim edelim, ölü bekletmek günahtır." Gece ölmüş ise de öğlen namazından sonra hemen gömülüyor. -Doğrudur Murat kardeş!.. Doktor kontrolünden ge çirmeden, ölüp ölmediğini bilmeden hemen gömüyorlar. Neyse!.. Eşim Asiye'ye; köyde yaşadığımız müddetçe bizim de sonumuz onlarınkinden farklı olacak değil ya, dedim. O hafta şehre gidip, en sevdiği polis ...

Babama Hediye Aldım

Resim
  Yine tercihler konusuna dönmek istiyorum. Gide'in serveti babasından kalan malikåneler, çiftlikler... değildi. Gide'in ser veti kendisini dinleyecek bir dosttu. Yaşamı boyunca yalnızca konuşmaya ihtiyaç duymuştu. Servet anlayışı da doğal olarak toplumsal normlarla örtüşmüyordu. Immoralist adlı eserinde de bu ihtiyacını açıkça ifade etmiştir.   Kendisinden kurtulmak, yaşamın ve yaşadıklarının kendisi üzerindeki etkisinden arınmak için konuşmaya ihtiyacı vardır. Bu eserinde hayatının tüm evrelerini bir konferans kürsü sünden kendisini dinlemek üzere salonda bulunan dinleyicile re anlatıyor olmanın içtenliği hakimdir. Hayatının her evresini dinleyicilerin gözünün içine bakarak anlatmak istiyordu Gide. Dinleyicileri Gide'in yüreğinin hakimidir. Zaman zaman çok acımasız, zaman zaman da oldukça şefkatlidir ona karşı. Babasına hediye alır sürekli,  Yani okuru dostudur Gide'in. Gide bu eseriyle hem kendi hayatından hem de hayatın ona dayattıklarından hesap sorar neredeyse. R...

Dönemin eleştirmenleri

Resim
  Dostoyevski gerçeğini al ılamakta zorlanmasını da doğal karşılıyorum. Dostoyevski, ne salon edebiyatımın ne de salon aydınlarının bir çırpıda derinliğini kavrayacakları yazarlardan değildir. O, hayatı boyunca salon ede biyatı ile salon aydınlarından şeytandan kaçtığı gibi kaçmıştır. Salon aydınlarının riyakarlıklarını yüzlerine bir tokat gibi vuru yor romanlarında. O türden aydınların uykularını kaçırıyor rü yalarına girdikçe.    Dönemin eleştirmenleri onun eserlerine dair bir ezgi gibi kulağa hoş gelen değerlendirmelerde bulunmadıkları için, okuyucunun onun eserlerini okuma cesaretini kırdıkları bir gerçek. Ne ki bu türden haksızlıklar onun ödülüdür. Salon ede biyatının soylu(!) eleştirmenlerinin ellerinde onun eserlerinin çevirilerinin yapılmasını, yayımlanmasını ve dağıtımının yapıl masını geciktirmekten başka başarıları kalmamıştır. Elde ettikleri bu zavallı başarının onlara neler hissettirdiğini bilmiyorum. Aradae bir çakmak çıkarıp sigara içmişlerdir.  Onlar...

Murat'ın Havalı Çakmağı

Resim
  Murat'ı yakalamışken biraz vaaz vermesi ge rektiğinin bilincindeydi. Doğru söylüyorsun Hocam. Bizlerde din, adeta, ihtiyar layıp gücünü kuvvetini kaybedenlerin tutunacağı bir dal zannedi liyor. Son günlerini tamamlamak için. Camii de kimsesizler yurdu gibi benimsenen bir mekân haline geldi. Onun için Kur'ân kitabi mızın içinde yazılanlardan habersiz ömrümüzü tüketip, Allahın huzuruna çıkacağız. Orada sorgulandığımız zaman ben bilmiyor dum, ben duymamıştım demekten başka söz bulamayacağız. Murat çok şeyler biliyormuş da yapmıyormuş.    Bu kadar bi liyordun da bu zamana kadar neden ibadetlerini yerine getirmedin diye soran yok tabii. -Ne güzel özetledin Murat Bey kardeş. Genç iken düşü nebildiğini, ihtiyarlayınca bırak düşünebilmeyi, bildiklerini unutu yorsun. Unutkanlık yüzünden beş vakit tanıdığın insanın adını bile hatırlayamıyorsun. İhtiyar biri nasıl bir genç kadar faydalı olabilir ki? Onun elinde bir tane çakmak ve tesbih seti vardı, sürekli onunla oynar dururdu. ...

Muratla Anılarımız

  Senin de gözünden kaçmamış Murat Bey kardeş. Murat, tam hoca efendinin yarasına basmıştı. Çünkü çok doğru bir konuya değinmişti, Bakkal, kasap, market, nalbur, top tancılar ve perakendecilerin aşağı yukarı hepsi hacı lakabını ala bilmek için adeta yarış edercesine ve hazırlıksız bir şekilde, bir an önce hacı olayım, hacı lakabını alayım diye hacca gitmişler.  Hacci Allah'ın rızası için değil de para rızası için gittikleri yaptıkları tica retten belli oluyordu. Bunlardan herkes gibi elbet de hoca efendide rahatsızdı. -Yeri gelmişken Murat Bey kardeş, sana şehirde olan gerçek bir hadiseyi anlatayım da bu kıssadan bir hisse çıkaralım. Şehirde Kur'an Kursu Yardımlaşma Derneği yatılı kız ve erkek yur du bina inşaatı yapabilmek için senelerdir arsa sıkıntısı çekiyordu. Şehrin hemen çıkışında Sancak köyü vardır. Bu köyden Hacı Yusuf adında bir köylünün haberi olur, durumdan. Hemen dernek başka nı Sayın Nazmi Beyi bulur. Çok havalı bir bozkurt çakmak taşırdı yanında -Yani Hocam her...

Eski Bir Anı

    Hakim karşısına çıkarılırlar ve mahke me şöyle karar alır: Tekrar aynı suçu işledikleri takdirde en az üç ila beş sene hapis cezasına çarptırılacaklardır. Sonra tutuksuz yargı lanmak üzere serbest bırakılırlar. Murat bir laf daha sıkıştırdı araya. -Vay bel Hangi dinsiz imansız şikâyet etmiş ki? Görüyor sun hocam, sen hayır işi için uğraş, başkaları da şeytanlık yapmakla uğraşsın! Hacı Yusuf Bey de desene, yeri verdiğine vereceğine bin pişman olmuştu. Hoca Efendi acı acı gülümseyerek; -Neyse. Artık bu bina bundan sonra din amaçlı kullanıla mayacağı için tekrar yönetim kurulu toplanır. Bina hakkında ne ya pılacağı tartışılır, sonunda bir karar almak zorunun da kalırlar. Ye rin sahibi hâlâ Hacı Yusuf olduğuna göre yapılan masrafların üçte ikisi değerine Hacı Yusuf Beye satılmasına karar verilir. Hacı Yusuf parasının olmadığını söyler ve ödemede kolaylık sağlamalarını rica eder. Tabi Hacı Yusuf'a deyim yerin de ise bina bedavaya verilir. Murat, gene Süleyman Hoca'ya soru sorma...